Televizyon izlemekten haz aldığım tek nokta, kanallar arası geçişlerde kendini anlık gösteren siyah ekrandan başka hiçbir şey değil. Üstüme hücum eden radyasyonun etkisini belli eden sesi duyar gibiyim. Beni nasıl yok ettiğini fısıldıyor kulağıma. Aslında alenen dalga geçiyor.
"Şu an, beyin hücrelerim sessizce ölüyor."
Televizyonla aramızda geçen en ciddi ilişkiyi geçen sene yaşadım. Bir yeri anlatıyordu, bilmiyorum, üstü karla örtülmüş dağ etekleri hayal meyal gözümün önünde canlanıyor ama bilmiyorum işte, net bir hatırası yok. Dalma batma zonları vardı, ne bileyim, iki kıtanın ya da iki bok rengi kara parçasının çarpışması gibi bir şey işte. Çarpışma sonucu oluşan dağlardan bahsediyordu, üstü karla örtülüydü ve beyazın ahengini bozan siyahlıklar gözümden kaçmıyordu.
"Patlayan yanardağlar sayesinde oluşan bir ada var ve adına İzlanda demişler."
Yanardağların can verdiği yaşam alanları var, ne kadar saçma. Oysa insanları, köyleri hatta kentleri yok ederken ortaya çıkardıkları muhteşem manzaralarla, yanardağlar benim için her zaman vazoyu kırdıktan sonra en sempatik yüzünü ortaya çıkaran, evin küçük çocuğu olmuştur.
Nereden başlasam bilmiyorum. Belki de ilk olarak ismimle yüzleşmeliyim. Kim kendi ismini çocuğuna verir ki? Bu çok saçma ama o benim babam...babamdı. Ona kızamam. Kızabilir miyim? Sanmıyorum. Sonuçta...sonuçta babam öldü.
"Bana daha önce öleceğini söyleseydi, onu Etna'nın içine atabilir ve neler hissedeceğini izleyebilirdim. Yanardağlar çok havalı."
Sizce de yanardağlar, yanına kimseyi yaklaştırmayı sevmeyen, yalnız yapılar değil mi? Yapı demek ne kadar doğru bilmiyorum ama kimin umurunda! Demek istediğim, belki de hata yapan bizleriz. Yalnız kalmak isteyen bir şeyin yanına, hiç çekinmeden yaklaşmaya çalışıyoruz. Sonra da onları kızdırıyoruz ve BAM!
"Yanardağlar, ağzımıza sıçıyor"
Yanardağlar ağzımıza sıçıyor! Şu, ismini muhtemelen göt bir herifin koyduğu yanardağın patladığı zamanı hatırlıyor musunuz? İşte, tam o sıralar gidebilirdim. Biletimi kapıp gidebilirdim. Sonra, sorunlar çıktı.
"Eyjafjallajökull. Sanırım yazılışı tam olarak bu. Birisi, bizimle çok fena dalga geçmiş dostlar."
Uçuşlar ertelendi. Kül bulutuymuş. Külden kim ölür be! Uçakların silecekleri mi yokmuş yani?
Gidebilirdim. Size yemin ediyorum ki, gidebilirdim. Benden binlerce kilometre uzaklıkta patlayan bir yanardağ, yıllarımı, artık popomun şeklini alan kanepemde oturarak geçirmeme neden oldu.
"Yanardağlar kesinlikle çok havalı"
Babam bana söylemeliydi. Elbet bir gün öleceğini söylemeliydi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder